fbpx
Skip to content

Yılların Komplo Teorisi

Ben 50’leri 60’ları 70’leri görmedim. Ancak o dönemlerde yaşananları mümkün olduğunca okumaya ve yaşayanlardan dinlemeye çalıştım. Okuduklarım ve dinlediklerim ile günümüzde yaşadıklarımızı karşılaştırıyorum ve kafamda koca bir “Komplo Teorisi” oluşuyor. Hiçbir zaman kesin böyledir diyemeyeceğim belki ama sizin de kafanızı karıştırayım biraz.


Tarihin tekerrür ettiği kavgalarımız

Adnan Menderes’in başbakan olması ile birlikte Türkiye yepyeni bir siyasi döneme girdi. Siyasetin dili, tarzı, bakışı değişti. O dönemi daha iyi anlayabilmek için H. Bayram Kaçmazoğlu’ nun “Demokrat Parti Dönemi Toplumsal Tartışmaları” kitabını öneririm.


O döneme kadar tek partili bir sistem olduğu için bazı kavgalar zemin bulamadı belki ama ondan sonra hızlı kutuplaşmalar yaşamaya başladık. Önce siyasi taraflar oluştu ve bu tarafların keskin çizgili sınırları çizildi. İki tarafta kendi kitlesini güçlendirmek için argümanlarını karşı tarafın keskin çizgilerine zıt olacak şekilde belirlemeye başladı ve birbirlerine vurmaya başladılar. Taraflar iyice belirginleştikten sonra saldırılar güçlendi, toplumsal organize kavgalar başladı. Kim kimin nerede işini bitirebiliyorsa. Faşistler – Komünistlere karşı, Sağcılar – Solculara karşı, dinsizler – imanlılara karşı, mezhepler birbirine karşı… Hemen hemen her konuda oluşan kutuplar birbirine karşı.

Peki nasıl oldu da bitti bir an da? 

O an gücü elinde tutan karşı tarafı ezebilecek kararlar aldı ve kavgaların alevi gittikçe körüklendi. Sonra bir 80 Darbesi ve hop. Her şey bir gecede bitti. 60′ da darbe oluyor bitmiyor, 71′ de Muhtıra oluyor ama bunlar olayları daha çok alevlendirirken bir gecede bıçak gibi kesiliyor. Olayların durması için bir şeylerin yapılması gerektiği aşikardı ama 71’den 80′ e kadar neden beklendi o zaman? 


Bu soruyu şundan soruyorum. Lise yıllarımdan beri siyasete meraklıyımdır. Çok okudum ve çok dinledim ve hala da okuyup dinlemeye meraklıyım bu konularda. O zamandan beri hem sağcı hem de solcu taraftan dinlediğim insanlar hep şu sonuca varıyordu: Bizi kandırdılar, sonradan gördük ki bize bilgi ve silah sağlayanlarla onlara bilgi ve silah sağlayanlar aynı kişilermiş. Öyle diyorlardı. 


Eğer doğru söylüyorlarsa bu insanlar “büyük bir el” kavgaları bilinçli olarak körüklemiş ve yeterli zemin oluştuktan sonra darbe yapılmasını iteklemiş olamaz mı?


Yıl 2020 ve aynı sorunlarla uğraşmıyor muyuz?

80 Darbesi sonrası ciddi bir kıyım yapıldı. İşkenceler, idamlar, ortadan kaybolanlar gibi gibi bir sürü olay. Yasaklanan siyasiler, yeni kurallar, düzenler… Toptan köklü değişimler. Sonra yasaklar kalktı eski aktörler tekrar siyasi arenaya döndü. Seçimler kazanıldı, seçimler kaybedildi derken 28 Şubat süreci yaşandı.


28 Şubat sürecinden sonra tekrardan toplum içindeki çatlaklar derinleştirilmeye başlandı. Daha korları soğumamış eski kavgaların üstüne odun atılmaya başlandı ve yavaş yavaş alevlensin diye beklenmeye başlandı. 


Kutuplaşmalardan birine şöyle örnek vereyim; Sünni bir baba oğlunun Hristiyan bir kızla evlenmesine ses çıkarmazken İslamiyetin bir başka mezhebinden olan Alevi bir kızla evlenmesini ihtimal dahi görmeyip ortalığı yıkabiliyordu. Kutuplaştırmanın boyutunu bilmem anlatabildim mi?

Sonra o alevlerin neticesinde yeni oluşumlar, arkasından bu sefer çağa uygun E-Muhtıra, Gezi ve nihayetinde 15 Temmuz Darbe Girişimi. 


1945 – 1980 arası yaşanılanlarla, 1996′ dan günümüze kadar yaşanılan olaylar ne kadar benzerlik gösteriyor değil mi? Sanki aynı tezgahtan çıkmış gibiler. 

Ben gerçekten iyi kurgulanmış, insanları bir oradan bir buraya savuran bir oyunun ikinci perdesi oynatılıyor gibi hissediyorum. Yılların Komplo Teorisi budur benim için. Hiçbir zaman ispatlayamayacak olduğum.


Dipnot: Biz eşek olursak semer vuran çok olur.


Yazının Sorusu: Ben mi paranoyaklaştım acaba? Sizce de benzerlik göstermiyor mu?

Diğer yazılarımı okumak için: https://kafasesleri.com/author/eraykagansimsek/


%d blogcu bunu beğendi: