fbpx
Skip to content

Müzik ve Kimlikler Sosyolojisi

Sanata ve insana ilgi duyan biri olarak yüksek lisans tezimi de müzik ve kimlikler sosyolojisi literatürüne katkı sağlamak amacıyla “Kimlik Stratejileri olarak Müzik Dinleme Pratikleri” üzerine yapmıştım. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum tez danışmanımın önderliğinde gençlerdeki müzik dinleme pratiklerini gözlemleyerek müziğin hayatlarında nasıl bir rol oynadığını araştırmıştık.

Müzik, günümüz toplum bireylerinin boşluk duygularından kaçınmak için başvurduğu bir yol mudur? Sadece duyguların bir ifade ediliş biçimi midir? Aynı duyguları paylaşan insanların etkileşim aracı mıdır? Bireyler, müzik ile nasıl bir etkileşime girmektedirler? Sosyal ağların bu konudaki rolü nedir? Müziğin sosyal işlevleri nelerdir? Atfedilen anlamlar nelerdir? Müzik, zaman ve mekan sınırlarını aşarak sürekliliği sağlayan bir “yön gösterici” olarak düşünülebilir mi?

Bütün bu sorular ışığında, sorunsalımız:

“Günümüz parçalanmış ve akışkan toplumunun içinde; teknolojik gelişmelerle birlikte kimlik krizleri ortaya çıkmıştır. Kimlik krizi yaşayan ve boşluk duygusuna düşmüş bireyler için müzik, sürekliliği ve bütünlüğü sağlayan bir yön göstericidir. “

Temel hipotezimize gelince, kulaklıkla müzik dinleme pratikleriyle birlikte, bireyler, öznelliklerinin kristalize olduğu kimlik stratejileri geliştirmektedir. Aynı zamanda, bu bireyler, öznel bir zaman-mekan politikası geliştirerek, toplumsal gerçekliğin inşaasında, izolasyon gibi duran bu aktivitede müziğin ritm ve temposuyla, aslında varoluşlarını ve bütünlük duygularını yoğunlaştırmaktadır.

Hipotezlerimiz:

a) Müzik dinleme pratiği, her sosyal tabakadan gençlerde gözlenmektedir. b) Gençlerin tüketim alışkanlıkları ve müzik dinleme pratikleri sosyo-ekonomik durumlarına göre farklılık göstermektedir.c) Sınıf kavramı günümüzde varlığını sürdürmektedir ancak müzik beğenisi ve zevki hakkında gösterge değildir. Günümüzde, belli bir sınıf belli bir müziği dinler demek artık mümkün değildir. d) Müzik paylaşımı, müziğin sosyal işlevinin bir kanıtıdır. Kişiler hem fiziksel gerçeklikte hem de sanal gerçeklikte etkileşime girmektedir. e) Müzik, boşluğu sarmak ve varoluşsal sıkkınlığı gidermek için her yerdedir. f) Bireyin kendini ifade etmesi ve kimliğini inşaa etmesi için bir araçtır.

Saha ve Yöntem:

Bu çalışmada küresel değişmelerin ortasında bulunan gençleri ele aldık. Sahamızı, 15-19 ve 20-25 yaş aralığındaki gençlerle, kartopu yöntemiyle İstanbul’da gerçekleştirdik. Sahamızı oluştururken, cinsiyet ve sosyoekonomik grupların dağılımına dikkat ettik. Bu noktada, İstanbul metropol oluşu ve global dünyaya entegre olmuş bir şehir olması nedeniyle ekonomik ve kültürel çeşitliliği göstermek için iyi seçilmiş bir adresti. Saha bulgularımız, cinsiyet, yaş ve sosyal sınıfın bulgularımız üzerinde çok büyük farklılıklar yaratmadığını gösterdi. Ayırt edici veri olarak, üst katman pop türüne ek olarak chill out, lounge gibi müzik tarzlarını dinlese de, müziğe atfedilen anlam çerçevesince bir fark gözlemlemedik. Cinsiyet olarak baktığımızda yine keskin bir ayrım yapmak mümkün değildi.

Araştırmamız esnasında, müzik-birey ilişkisi ve post modern değerlerin birey üzerindeki etkilerine yönelik birçok bulgu topladık. Saha öncesinde, araştırmamız kapsamında belirlediğimiz ele alınacak konu başlıklarımız vardı.

İlk kısımda,

Günümüz toplumunu sosyo-politik okumalar ışığında değerlendirdik. Kavramsal bir çerçevede, küreselleşmenin ekonomik ve kültürel boyutlarını ele aldık. Alt başlık olarak, kültür endüstrisini ve getirisi standartlaşmayı ve küreselleşme sonucu gerçekleşen kültür sentezlerini inceledik. Yaptığımız okumalar, bize alt sınıf, üst sınıf, alt kültür, üst kültür gibi kavramların küreselleşen ve dijital dünya sayesinde belirgin sınırları olmadığını gösterdi. Artık, üst kültür jazz dinler, alt kültür arabesk diyemiyorduk. Çünkü aynı zamanda kültür sentezleri vardı. Müzik alt yapılarında batı-doğu sentezleri mevcuttu. Pop, her kesime hakimdi. Ek olarak, araştırmamız İstanbul’da gerçekleştiği için Türkiye’yi ele aldık ve Türkiye’nin modernleşme ve küresel dünyaya dahil olma sürecinde müziğin işlevini ele alarak araştırdık.

İkinci kısımda,

Saha bulgularımızı kapsayan bölüme geçerek, görüşmelerimizin analizlerini,müziğin zamansal ve mekansal işlevlerini tartıştık. Bu bağlamda, görüşmecilerin müzikle kendilerine küçük bir mekan yarattıklarını ve zaman kavramının Elias’ın dediği gibi toplumsal bir olgu olduğunu ele aldık. (Elias, Norbert,  1996) Görüşmecilerin, müziğin olmaması durumunda hissettikleri korku ve sıkkınlık duygusunu gözlemledik. Çarpıcı bir bulgu olarak, kulaklık, cüzdan ve telefon kadar önemli bir kişisel eşyaydı. Ek olarak, görüşmecilerin hayatında müziğin arka plan olarak hep var olmasını ve görüşmecilerin sözler ve ritm sayesinde müzikle kurdukları ilişkiyi ele aldık. Müziğin, cafelerden, asansörlere, tuvaletlere kadar her yerdeliği görüşmecilerimizin çoğunluğu için olumlu bir izlenim bırakıyordu. 

Üçüncü kısımda,

Müzikle girilen etkileşimler doğrultusunda müziğin sosyal olarak birleştirici mi ayrıştırıcı mı olduğu sorusuna yönelik cevaplar aradık. Hem birleştirici hem de ayrıştırıcı bir rol oynamaktaydı. Birçok görüşmeci için bir birey hakkında fikir veren yardımcı bir öğeydi. Aynı zamanda, yaşam tarzı, giyim tarzı ve müzik tarzı arasında karşılıklı bir ilişki mevcuttu. Totalde, hepsi bir yaşam stiliydi. Ayrıca fiziksel gerçeklik ve sanal gerçeklik kavramları içerisinde müzik paylaşımını ele aldık. Paylaşımın da kimlik stratejisi olarak daha çok öteki gözünde yapıldığını gördük.

Dördüncü kısımda ise,

Müzik tüketimini ve müzik dinleme pratikleri üzerinden gerçekleştirilen kimlik stratejilerini sorguladık. Öncelikle, müziği ekonomik faaliyetin bir belirleyicisi olarak inceledik, ardından görüşmecilerin müzik satın alma alışkanlıklarını ve kullandıkları teknolojik ürün eğilimlerini gözlemledik. Son alt başlıkta ise ; görüşmecilerin kendilerini  müzikle nasıl ifade edebildiklerini ve müziği nasıl kişiselleştirdiklerini gözlemledik. Müziğin ritmi, sözleri; daha çok kişilerin kendi yaşanmışlıklarıyla ilişkilendiriliyordu.

BULGULAR VE SONUÇLAR:

Sahadan edindiğimiz bulgular doğrultusunda, kulaklıkla müzik dinleme pratiklerinin izolasyondan çok yeni bir sosyalleşme biçimi olduğunu gördük. Bireylerin kendilik tanımı öteki üzerinden gerçekleşiyordu. Hipotezlerimize baktığımızda, kulaklıkla müzik dinleme her sosyal katmanda mevcuttu, ayırt edici unsur ise bu noktada, kullanılan teknolojik ekipmandı. « Sınıf », müzik beğenisi için bir gösterge değildi çünkü müzik pazarı, popüler kültür tarafından ele geçirilmişti ve bu noktada, üst kültür-alt kültür tanımları arasındaki keskin ayrımlar artık yok olmuştu. Saha bulgularımız ışığında, günümüzde en yaygın türün pop olduğunu gördük. Pop müziğin sevilme sebebi, tekrarlayan, akılda kalıcı ritmlerden oluşması ve bireylerin kendilerine tanıdık gelen ezgilerle tatmin olmasıydı.

Birçok görüşmecimiz için, müziğin kamusal alanda ve özel alanda vazgeçilmez bir öğe olduğunu gözlemledik. Müziğin kamusal alandaki varlığı, dış sesleri engellemekte, içsel sıkkınlığı gidermekte ve bireylere gündelik hayatın hızına dayanmak için haz ve enerji vermekti. Ses öğelerinin mekansallaşmasıyla, bireyler kendilerine ufak bir mekan yaratmakta ve parçalanmışlığın içinde bir derece bütünlük ve devamlılık sağlayabilmekteydiler. Sosyal gerçeklikten kaçabilmek için, müzik vazgeçilmiş bir araçtı.

Sahadan edindiğimiz bir başka bulgu ise görüşmecilerin, müzikle sözsüz bir iletişime girmekte olduğu yönündeydi. Ritm ve sözler sayesinde birçok farklı duygu durumu yaşamak ve paylaşmak mümkündü.

Başka bir saha bulgusu ise, müziğin bireyselleşmesine örnek teşkil ediyordu. Görüşmecilerimizin birçoğunun konsere gitmek yerine kulaklıkla müzik dinlemeyi tercih ettiklerini gördük. Ses kalitesi gibi argümanlar gerekçe olarak gösterilmiş olsa da, daha içsel, rahat, hazza yönelik sebepler olduğunu gözlemledik.

Bir diğer çarpıcı bulgu ise, müziğin paylaşımı konusundaydu. Sosyal mecralarda, müzik paylaşımı, performansla eşdeğerdi ve alınan yorumlar ve beğeniler doğrultusunda müzik zevkleri ve karakteristik özellikler oluşturulmaktaydı. Alınan “like” doğrultusunda, müzik zevki örneğin lounge olmadığı halde o doğrultuda paylaşımlarda bulunanlar mevcuttu.

Ek olarak, görüşmecilerimizin artık CD satın almadıklarını ve müziği internet ortamı üzerinden indirdiklerini gözlemledik. Müzik eserinin artık bir meta olduğu hipotezini bu bulguyla, pazar kuralları bize doğrulattı. Alışveriş merkezlerindeki pazarlama stratejilerinden birçok görüşmeci haberdardı.

Sonuç olarak, gözlemlerimizin ve hipotezlerimizin kısıtlı da olsa sahamız çerçevesinde toplumsal bir gerçekliği yansıttığını gördük. Araştırmamız, bulgularımız ışığında müziğin sosyal işlevlerini anlamamızı sağladı. Müzik dinleme pratiği, aktif bir süreç olmakla birlikte, bireyin kendi düşüncelerinin, hayallerinin, iç dünyasının dahil olduğu yoruma dayalı bir süreçtir. Bu noktada, boşluk çağının narsistik ve performans kaygılı bireylerinin fiziksel gerçeklikteki performans kaygısını, seçtikleri kulaklık, kullandıkları teknolojik ekipman markası, renkleri üzerinden gözlemlerken, sanal gerçeklikteki performans kaygılarını ise ötekinin yorumu ve beğenisi üzerinden gerçekleştirdiklerini gözlemledik.

Kültürel sentezler ve teknolojik erişimler sayesinde, sosyal sınıfın araştırma konumuz çerçevesince bizim için bir gösterge olmayacağını, popüler kültür sayesinde çoğunluğun aynı tarz müziklere erişimi olabildiğini gördük. Arabesk ve türkü dinleyen görüşmeci sayısı, pop müzik yanında eşiğin çok altında kaldı. Klasik müzik ve jazz ise üst sosyal katmanlarda da çok etken değildi. Bütün bu bulgular bize gösterdi ki; müzik parçalanmış ve akışkan sanayi sonrası toplumda, kimlik krizi yaşayan, yaş, cinsiyet, sosyal katman fark etmeksizin, bireyler için varoluşsal bir gereksinim, zaman ve mekanın sürekliliğini sağlayan bir yön gösterici gibi işlev göstermektedir.

Kıymetli tez hocama saygı ve sevgilerimle.* *http://www.sanattanyansimalar.com/yazar/ali-ergur/

Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Arşivinden ilgilenenler tezin tamamına ulaşabilir: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Les pratiques d’ecoute musicale des jeunes en tant que strategies identitaires: Une étude sociologique à Istanbul, 2015
Kimlik stratejileri olarak gençlerin müzik dinleme pratikleri: İstanbul’da sosyolojik bir çözümleme, 2015

Diğer yazılar için: https://kafasesleri.com/author/idilguneysimsek/

%d blogcu bunu beğendi: