fbpx
Skip to content

HASET.

Haset sözcüğü TDK‘ya göre kıskançlık ve çekememezlik anlamlarına geliyor. Haset etmek, haset duymak şeklinde kullanımı mevcuttur.

Haset etme birisinde olanın basitçe “kendinde de olmasını isteme” gibi bir imrenme, özenme, naif bir iç çekme duygusu olmaktan öte “bende yoksa onda da olmasın” yıkıcılığını taşımaktadır. ( Örnekler çoğaltmakla bitmez: Ben mutsuzum o da gülmesin, ben yalnızım onun da arkadaşı olmasın, ben sıkıntıdayım onun da hali vakti yerinde olmasın, ben başaramadım o nasıl başarır, henüz ben yapmadım o nasıl yapar ya da baaak benimki daha iyi oldu, ben daha iyi teklif aldım, bana şu hediye geldi ve benzeri her şey olabilir…)

Haset, bütün insanlık tarihi boyunca insana mahsus olumsuz bir özellik olarak boy göstermiş olsa da belki de sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte gelişen yeni davranış paternlerinin sonucunda daha da gözlemlenebilir bir hal aldı.

İnsanlar bir yandan mutsuzluk, yalnızlık gibi varoluşsal problemlerle boğuşurken diğer yandan verdikleri yaşam mücadelesinde bu dertlerin ortak olduğunu unutmuş bir şekilde çılgınlarca birbirleriyle rekabet hali içindeler.

“Geyik” olarak kullanılan ve sıklıkla “Hello Stalkers” şeklinde imalarda bulunulan stalking, kimi durumlarda haset duygusuyla beslenen bir eylem.

Kişilerin hesaplarının araştırılması, gözetlenmesi ve paylaşımlarının incelenmesi kabaca stalk. Haset ise, kişinin kendini bir başkasıyla kıyaslaması sonucu kendini dezavantajlı konumda görmesiyle ortaya çıkan, değersizlik, üzüntü, öfke duygularıyla karışık negatif bir duygu.

Haset konusu zenginlik, mal mülk, makam mevki, şan şöhret, bilinirlik, güzellik, sağlık, sosyal çevre, bilgi beceri, tecrübe, sevilme gibi yaşama dair her alandan olabilir.

Stalk ve haset ilişkisine dönecek olursam geçenlerde bir paylaşım gördüm. Birebir hatırlamamakla birlikte özü şuydu; “Görüntülemeleriniz yüksek ama beğenileriniz düşükse stalker’ınız çok”.

Yüzde yüz katılmamakla birlikte -çünkü çoğu kişi hikaye/video içeriğini de izlemiyor, seri bir şekilde basıp geçiyor- ve de sosyal mecralarda “like” sayısına göre değerimi, kalitemi ölçen biri olmamakla birlikte acilen değinmek istediğim konu şu.

İnsan hayatı bu kadar değersizleşemez, insan ilişkileri bu kadar anlamsızlaşamazdı.

Aslen kimin ne yaşadığı kimsenin umrunda olmamakla birlikte insanlar sergilenenler üzerinden gördüklerine haset duyabilecek noktada.

Sosyal medya davranış paternlerine göre haseti anlamak:

-Algoritma, önüne düşmesi gibi argümanlar haricinde -sıkı takipçiler (gerçek hayattaki arkadaşlar ki gerçek dostluk yüz yüze görüşme, telefonla iletişime geçme gibi halleri içerirdi bir zamanlar…) arasındaki- like’lama like’lamama, yorum yapma/yapmama, bir gelişmeyi paylaşma/paylaşmama hali (unutmayalım orada da her şey çıkara dayalı. Arkadaşlıktan önce like’a like’çılar ve popüler hesap olup olmama hali geliyor. Bu durumun zıt kutbunda da beğenmeseniz dahi sırf arkadaş, ayıp olur ve benzeri duygularla üzerinizde hissettiğiniz psikolojik baskı yer alıyor. En azından hasetlik değil.)

-Bir paylaşım üzerine beşeri ilişkinin olmazsa olmazı diyaloga geçilmemesi hali (Bu diyalog içeriği aaa yy mi hasta, geçmiş olsun, aaa zz’ye mi gittin, nasıldı? , aaa xx yapmışsın hayırlı olsun, tebrikler, aaa xx gördüm de nasılsın diye sorasım geldi ve türevlerini kapsıyor.)

-Tepkimeye girmeyen, asla “destek”lemeyen ama gözetleyen kimselerin aldıkları aksiyonlar, kısa-orta vadede yaptıkları girişimler.

Yazık ki haset, yakınımızdakilerden gelmez zannederiz. Belki de buna inanmak isteriz. Artık bundan şüpheliyim. Yaşadıklarım ve gözlemlediklerim maalesef bana bunu gösterdi. (Tabii ki bu çıkarımı yapmak için tek kriterim sosyal medya paternlerini ele almak olmadı, gerçek hayatta vuku bulanlar ve bulmayanlar benim için aslolandır 🙂 )

Yakınlarımın ya da tanımasam dahi kimi kimselerin kaliteli, değer katan paylaşımlarıyla mutlu olabilen ve başarılarını takdir edebilen bir kişiliğe sahip olduğum için “iyi ki” diyorum.

Beslediğimiz duygu şayet saf sevgi ise hasete yer yoktur bana göre. Sevgi, yürekten iyiliğini istemeyi gerektirir. Rekabet, yarış, kem gözler, fısır fısır konuşmalar yoktur içinde.

Haset duymamanın önce kişiye ardından topluma mutluluk getireceğini herkesin fark etmesi dileğiyle.

Sevgiyle.

Diğer yazılar için: https://kafasesleri.com/author/idilguneysimsek/

One thought on “HASET. Bir yorum bırakın

  1. Kendini geliştirmeyişinin bir eseridir hasetlik. İnsanın kendi elinde olan ve olmayan yaratılış özellikleri vardır. Doğuştan değiştiremeyeceğin elin, ayağın, kaşın, gözün bir başkasınınki kadar güzel değil diyorsan bu oldukça basit bir acizliktir. Sen böyle yaratıldın. Sen busun. Seni sen yapan bu doğuştan gelen fiziksel özelliklerin. Kendinle barışık olup bu şekilde mutlu olmalısın. Bu nasıl olur? Elindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanarak. Çalışacaksın. Daha fazla ve daha fazla… İmrendiğin, hasetlik yaptığın kimseler bunu yaptı. Sen de bunu yapacaksın.
    Değiştiremeyeceklerini değiştirmeye çalışmak, başkalarına imrenmek, hasetlik yapmak yerine kendine odaklanmalısın. Güç senin elinde…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: